top

 

  hakkımızda yayın kurulu reklam ekibimiz iletişim
Menu

 anasayfa

 bu sayıda

 editör

 bilimsel editör

 arşiv

 makale

 

 

 

 



 

OP. DR. BEKİR TUĞCU

"Görüntü avcısı bir doktor"


 
 
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi 2. Beyin Cerrahisi Kliniği cerrahlarından Op. Dr. Bekir Tuğcu, cerrahlığın ağır yükünü görüntü avcılığına çıkarak hafifletiyor. Fotoğrafçılık onun için bir yaşam tarzı olmuş. Sabah karanlığında kendisi gibi görüntü avcılarıyla yollara düşerek doğayla buluşmak, ürettiği fotoğraf karelerini başkalarıyla paylaşmak iş ve yaşam enerjisini artırıyor.

Yaz başında Fotofan Club’ın düzenlediği organizasyonda Op. Dr. Bekir Tuğcu ile Sapanca’da göl kenarında rastlaştığımızda, kızıyla birlikte doğa fotoğrafı çekiyordu. Bugünlerde Dr. Tuğcu ile karşılaşmak isteyenler ise kendisini, mangal kömürcülerinin satış yaptığı mekânlarda ya da Darülaceze’de bulabiliyorlar. Bu ziyaretlerin amacı birilerinin hayatını kurtarmak değil, kendisine hayat vermek... Cerrahlığın ağır yükünü fotoğraf çekerek hafifletmeye çalışan Dr. Tuğcu, Darülaceze’de ve mangal kömürcülerinde kişisel fotoğraf sergisi için malzeme topluyor; açmayı planladığı sergisinin konusu, gündelik yaşamdan insan kareleri. 1990 yılında fotoğrafçılıkla tanışan Dr. Bekir Tuğcu, “Fotoğraf, ışıkla yazmak... Seneler önce bu sanat dalıyla tanıştığımda, hayatımın bu kadar önemli bir kısmını kapsayacağını düşünmem mümkün değildi” diyor. Bugün ise, fotoğrafçılıkla ilgilendiği için kendisini şanslı biri olarak tanımlıyor. Neden şanslı olduğunu da şöyle anlatıyor:
“Aslında biz doktorlar hep stresle başa çıkmanın bir yolunu ararız. Bizi yaşadığımız gerçek ama hayatın hep acı kısmını içeren dünyadan bir süreliğine de olsa uzaklaştıracak bir çıkış yolu ararız. Kimimiz bu çıkış yolunu bulamaz, kendini kısır döngüler içinde bulur ve bir süre sonra için için hayatındaki bazı şeylerin kendini kemirdiğini fark eder. Benim gibi şanslı bir kesim ise çıkış yolunu bulur. Bu yol kimi zaman bir spor, kimi zaman bir müzik, kimi zaman da bir başka sanat dalı. Ama ortak nokta; kanımızda endorfini adrenalini hissetmek, onunla beslenmek. Aslına bakarsanız, bir kere gelinen bu dünyada, bir hobiyi yaşam standardının içine yerleştirmek her aydın insan için geçerli olmalıdır. Meslek fiziksel ve ruhsal olarak çok kırıcı da olsa, hayat dayanaklarından biri hobiler olmalıdır bana göre. Ben son yıllarda hayatımı 3 sac ayağı üzerine kurdum, Ailem, beyin cerrahisi ve fotoğraf. Aralarındaki dengeyi kurabildiğim oranda da hayata yaşama bakışım hep pembe oldu.”
İlk kez 1990 yılında fotoğrafın, ‘öyle bir bakılıp da geçilecek bir şey olmadığını’ fark eden Dr. Tuğcu, aynı yıl İFSAK bünyesinde fotoğraf temel kursuna yazılıyor ve temel bilgileri alır almaz kendi değimi ile, fotoğrafın içine atıyor kendisini. Ama o yıllarda tıp fakültesi öğrencisi ve malumunuz; tıp öğrencisiyken öyle sırt çantasını kuşanıp fotoğraf çekmek için yollara düşecek zaman bulmak kolay değil... Nitekim, 2005 yılına kadar fotoğraf çekmek için seyahat etme imkânı bulamadan zaman akıp gidiyor.
Akan zaman içinde fotoğraf alanında dilediğince birikim sağlayamasa da 1998’de İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji ABD’dan nöroloji uzmanlığını alıyor ve 2005 yılında da radikal bir kararla Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Beyin Cerrahisi Kliniği’nde Beyin Cerrahisi ihtisasını bitiriyor. Aslında bu süreç içinde fotoğrafla ilişkisini tümüyle kesmiyor ama sadece seyahatlerde çekilen dialarla yetinmek zorunda kalıyor.
2005 yılına gelindiğinde stresli bir dönem başlıyor Dr. Tuğcu için ve o noktada “eski dost” dediği fotoğrafçılığa sarılmanın kendisine iyi geleceğini fark ediyor. Fotoğraf ve fotoğrafçılığı öğrenmek için bir kez daha sıfırdan başlamaya karar vererek bu kez Fotoğrafevi’nin temel fotoğraf kurslarına katılıyor. Aynı dönemde internet fotoğraf paylaşım siteleri sayesinde geniş kitlelerle iletişim kurmaya başlayan Dr. Bekir Tuğcu, fotoğrafçılığının daha sonrasını şöyle anlatıyor:
“Gün geçtikçe fotoğrafa ayırdığım süre artmaya başladı. Çok kısa bir süre içinde de fotoğraf benim için bir yaşam biçimi oldu. Klasik tabirle, baktığım her yerde, gözümdeki boş çerçeveyi dolduracak bir şeyler aramaya başladım. Özellikle Fotofanclub’ın internet sitesinde başlayan fotoğraf çevresi edinme aşaması daha sonra başka fotoğraf paylaşım sitelerinin de eklenmesi ile artarak devam etti. 2 haftada bir, hafta sonları toplanarak fotoğraf üretmek üzerine yollara düşüyoruz. Bu zaman zaman İstanbul içinde klasik güzergâhlar olurken, sıklıkla da şehir dışı görüntü avcılığı sürecinde devam ediyor. Ailemin desteği bu aşamada çok önemli, zaman zaman eşim ve kızım da bu aktivitelerin içinde yer alıyor ve üretkenlik kafanın da rahatlaması ile üst düzeye çıkabiliyor. Benim için ayrı bir zevk de kızımın fotoğrafa olan ilgisi ve becerisi. 2006 yılında ulusal ‘Haydi Çocuklar Fotoğraf Çekelim Fotoğraf Yarışması’nda kızımın Türkiye ikinciliği kazanması, fotoğraf makinelerimden birini kendisine hibe etmeme neden oldu. Amaçlarımdan biri de kızımla birlikte fotoğraf üretimine devam edebilmemiz.”
Fotoğraf çekmek için yollara düşenlerle, gezerken fotoğraf çekenleri birbirinden ayırmak gerektiğine inanan Dr. Tuğcu, “Hele bir de rehberli seyahat gezileri sırasında sıradan fotoğraflar üretmenin ötesine ancak şanslarınız sayesinde geçilebileceğine, o yüzden de fotoğraf için fotoğraf gezisinin gerekliğine yürekten inanıyorum. Bu amaçla ancak birkaç kişilik birbirini anlayan fotoğraf sevdalısının yollara düşmesi gerekiyor” diyor.
Hastanede nöbetler sırasında fırsat bulup da gecenin ortasında bir yorgunluk kahvesini yudumlarken pencereden İstanbul’u izlediğini söyleyen Dr. Tuğcu, tüm İstanbul uyurken gece bir şeyler üretmenin farklılığının keyfini çıkarıyor. İşte tam bu noktada düşünceleri, fotoğrafla örtüşüyor; gün doğumunun sıcak renklerini fotoğraflamak için gecenin ortalarında yollara düşmekten büyük haz alıyor. Bu hazzı da şöyle anlatıyor: “Benzer düşüncelerle davranan kişilerin bir araya geldiği bir gezide, makinelerin masaya konduğu andaki sıcak sohbetler kolay bulunur cinsten değil.” Cerrahlık gibi tümüyle konsantrasyon gerektiren bir meslekte, insanın kafasının başka bir şeylerle dolu olmaması gerektiğini hatırlatan Dr. Tuğcu, “Bu noktada arzuladığım zihinsel rahatlığı en yüksek olarak, fotoğrafla birlikte geçirdiğim günden sonra sağlayabiliyorum. İşimdeki verimliliğin ve çevreme verdiğim pozitif enerjinin üst düzeye çıktığını da görüyorum” diyor.
Hangi tarz fotoğraflar çektiği doğrultusundaki sorumu yanıtlarken fotoğrafçılıkla ilgili şu bilgileri veriyor:
“Fotoğraf tarzınız ne yönde gelişirse gelişsin, ‘ben sadece doğa fotoğrafçısıyım’ ya da ‘portreciyim’ veya ‘makrocuyum’ demeniz çok zor. Her ne kadar çalışmalarınızın çoğunu bir yöne kaydırsanız da fotoğrafın diğer kategorilerine de kayıtsız kalmak mümkün değil. Bu yüzden sıklıkla doğa içinde buluyorum kendimi. Benim gibi İstanbul kaosu içinde çalışan birisi için bir vesile ile doğanın tekrar farkına varmak çok önemli. Ben doğayı yeniden keşfettim ve her geçen zaman diliminde yeni bir mekân görme şansım oluyor. Ayrıca gidilen yerlerde portre merakım yüzünden sıklıkla kişilerle iyi iletişim kurmak durumunda oluyorum ki, bu da zaman zaman tarlada siyaset tartışmaya, kimi zaman da kahvede dünyayı kurtarma muhabbetlerine uzanmamı sağlıyor.”
Fotoğrafçılığın, paylaşım süreci en yüksek olan sanat dalı olduğunu düşünen Dr. Tuğcu, “Işığı ve kompozisyonu iyi yakaladığınız bir fotoğrafı diğer insanların görüşüne sunmak ve dönüşümler almak bu işin en haz alıcı kısımı” diyor. Bu paylaşımı uzun süredir internet üzerinde sürdürdüğünü, internet paylaşım sitelerinin bu bağlamda profesyonel ve amatör isimlerin de birbirleri ile sürekli iletişim sürecinde olmasını sağladığını anlatıyor.
Dr. Bekir Tuğcu’nun fotoğraf paylaşımları bu kadarla sınırlı değil. Bugüne kadar 5 ayrı karma fotoğraf sergisine fotoğraflarıyla katıldığı gibi birçok barkovizyon sunumu yaparak da fotoğraflarını dostlarla buluşturma şansı yakalamış. Katıldığı “Dr Objektif Fotoğraf Yarışması”ndan da mansiyon ödülü var. Ayrıca, 2006 yılında “Al Thani Photography Award” ve 2007 yılında “Supercircuit General Themes” fotoğraf yarışmalarında da fotoğraflarını sergileme hakkı kazandı.
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi 2. Beyin Cerrahisi Kliniği’ndeki görevini sürdürmekte olan Op. Dr. Bekir Tuğcu, son dönemlerde gündelik yaşamdan insan kareleri yakalama adına seri fotoğraflar üretme çabasıyla Darülaceze ve mangal kömürcülerini sıklıkla ziyaret ederek kişisel sergi planları yapıyor ve tabii doğadaki fotoğraf avcılığını sürdürüyor.

 




   
       
  Bu sitede yer alan içerik izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.  
  En iyi görüntü için 1024x768 piksel ekran çözünürlüğü, i.e 5.5 ve üzeri tarayıcı kullanılmalıdır.  
  Doktor Dergisi Sia Yayıncılık'ın markasıdır.