|
|
![]() "Tam Gün Yasası yeniden.." Merhaba
Yaz bitti. Hiç anlayamadık nasıl geçtiğini. Çok sıcaktı. Yorucuydu. Hiç bir yazı böyle yoğun geçirmedik. Bu sene bize dinlenme fırsatı vermediler. Seçimler ve ilişkileri izledik. Yaz başında bizleri “erken seçime” sürükleyen “Cumhur başkanı seçimi”, “Cumhuriyet mitingleri” gibi bir dizi olay bana Murathan Mungan’ın “bazı nehirler tükenmek için akar” mısralarını hatırlatmıştı... bu sayı başka şiir gelmiyor aklıma. Şiirsiz kalmaktan korkuyorum. Sonunda 22 Temmuz “erken seçimi” tamamlandı. Seçim sonuçları hiçbir seçimde olmayacak kadar erken bildirildi, birkaç gün önce. Bu konuda Saynur hanım çok uzun ve -kırılacaktır ama- okunmayacak kadar ayrıntılı yazmış. Her iki Türk vatandaşından biri aynı partiye oy vermiş. Bu da zaten seçimden bir iki gün önce bildirilmişti. Başkanı elinde yağlı urgan ile mitingler düzenleyen parti ile Kuzey Irak’a savaş planlarını seçim propogandası yapan bir diğer parti meclise girebildi. Ayrıca baraj altı partiler de bağımsız adayları ile “tünel kazarak” meclise ulaştılar. Bana göre tüm bu seçim ve etrafındaki olaylar hatırlatmak gibi olmasın ama “12 Eylül” darbesinin şahikasıdır. Sonunda parlamento da, hükümet de, Cumhur başkanı da belli oldu. Yeni gündem “sivil” anayasa. Bakalım ne kadar “sivil” olacak. Türkiye’nin anketçibaşına hatırlatmalı da iki kişiden birine sorarak anketlere başlansın. Yeni dönemde biz hekimleri neler bekliyor. Yeni sağlık yasası ve seçim öncesi her nedense acele yetiştirilen bazı uygulamaları, yüzyıla yakın bir süredir bekleyen “tıpta uzmanlık yasası ya da tüzüğü”, “hekim özlük hakları vs vs. Türk Tabipleri Birliği yeni hükümetten beklentilerini hemen yayınlamış. “Sağlık Haktır” diyen TTB sağlık alanında özetle; kamunun özel sağlık kurumlarından hizmet alımının durdurulmasını yerine kamu sağlık hizmetlerinin yükseltilmesini, halkın sağlık hizmetlerine ulaşmak için vergi dışında hiçbir ödeme yapmamasının sağlanmasını, eğitim hastanelerine gereken özenin ve ücret politikalarının sağlanmasını ve buralara kadrolar atanırken adil sınavların yapılmasını, hekimlerin iş güvencesini korunması ve “sözleşmeli çalışma”nın gündeme getirilmemesini, barışın ve çevre sağlığını sağlanmasını, “Kyoto Protokolü”nün imzalanmasını, başta bekleyen Marmara depremi olmak üzere bu konuda gerekli düzenlemelerin hızla gerçekleştirilmesini talep etmiş. Gündemde dolaşanlar ise hiç iç açıcı değil. Örneğin bir yandan hekim açığından bahseden yönetim öte yandan, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı aracılığıyla, yılbaşından itibaren geçerli olmak üzere özel sağlık kuruluşlarında 65 yaşını aşan hekimlerin çalışmalarını engelleyecek bir sözleşmeyi şart koşuyor. Bu kabul edilemez sözleşmenin karşısında durmalıyız. Tüm resmi hastaneler ve üniversitelere “Tam Gün Yasası” getirileceği konuşuluyor. Bu daha önce de denenmiş ve gerekli alt yapısı oluşmadığından kısa sürede vaz geçilmiş bir uygulamaydı. Aynı durum tekrar gündemde. “Tam Gün” sadece ücret artırımı ile çözülebilecek bir düzenleme değildir ve bu haliyle tam güme gidecektir. Planlanan bu uygulama da resmi kuruluşlarda bir kadro harekatı ve özel hastanelerin hekimlere karşı elini güçlendirecek bir girişim olacaktır. Bu sayımızda özel dosyamızda, editörlüğünü Dr. Sevgi Kalayoğlu Beşışık’ın gerçekleştirdiği “Hücresel Tedaviler ve Transfüzyon Tıbbı” konusu yer alıyor. Son yıllarda çok konuşulan bir konu olan “Kök hücreler” ile ilgili konuları içeren dosyamızda Dr. Demirel’in hazırladığı “Kök hücreler ve beklentiler”, Dr. Beşışık’ın hazırladığı “Kan kök hücresi transplantasyonu”, Dr. Oğuz’un hazırladığı “Kimerizm - kök hücre transplantasyonunda yeri ve önemi” ve Dr. Aydın’ın hazırladığı “Kök hücre transplantasyonunda floresan in situ hibridizasyon yöntemi” konulu güncel ve ilginç makaleler bulunuyor. Ayrıca dosya içinde bulunan, Dr. Furuncuoğlu ve Dr. Önder’in sunduğu “Transfüzyon ile ilişkili graft versus host hastalığı”, Dr. Beşışık’ın sunduğu “Transfüzyon tıbbı - Kimerizm; Transfüzyon ile ilişkili graft versus host hastalığında en iyi tanı yöntemi” ve Dr. Bilgen’in sunduğu “Transfüzyon tıbbı” başlıklı makaleler de okuyucularımız tarafından ilgiyle okunacaktır. Bu sayıda Ağrı bilimi ile ilgili olarak Dr. Dinçer ile birlikte hazırladığımız “Boyun ağrısı nedenleri ve minimal invaziv girişimler”, Dr. Yentür’ün “Kanser ağrısı tedavisinde opioid korkusu” ve yine Dr. Yentür’ün Dr. Bayram ile birlikte hazırladığı “Miyofasyal ağrı sendromu” başlıklı makaleleri bulacaksınız. Dr. Öztürk’ün “Larinks travması” başlıklı ilginç bir yazısı da dergimizin bu sayısının son yazısını oluşturuyor. Yine de aklıma gelen bir şiirin bazı dizelerini sunmadan bitiremeyeceğim yazımı; “Ayağım ağrıyor/ Ayağımın sol ayağımın başparmağı/ Dünya ağrıyor/ Dünya bir ağrı ...” bana umut veren Can Yücel ustanın bu şiirinin devamını da siz bulun. Umut dolu günler dilerim. Dr. N. Süleyman Özyalçın sozyalcin@doktordergisi.com ![]() ![]() ![]() ![]() |